YeNi YıL mI GeLmİş! KiMe Ne...

                Dünya yeni yıl derdinde biz ömrümüzün bir yıl daha kısalmasının
derdindeyiz.Bu şekilde düşünüpte içlenen olmuş mudur acaba ? Bunca yıl geçti gitti bir gün ''sonraki yılı görecek miyim? ''diye düşünme vaktimiz geldiğinde bu telaşlardan sıyrılırız.Yaşadığım anıları hatırlamam için yada ''bu sene ne yaptım ben'' diye düşünmek için neden son günü bekliyeyim ki? Şahsen ben dönüp ardıma baktığımda neyi ne zaman yaşamışım hatırlamıyorum.Çünkü benim yıllarla aram pek iyi değildir :) Zamanı tutamıyoruz işte tarihi döngü bir kez daha yaşanıyor.Ne 2013 Ocağı geri geliyor nede bir saat öncesi.Herşey,herkes zamanla birlikte değişiyor.Bunun bilincinde olmak insanı olgunlaştırıyor...
              Nedense bir anlayış herkesin dilinde.Neymiş nasıl girersen öyle geçermiş yılın.Ne yani ben şimdi ailemsiz, sevdiklerimsiz, ders çalıştığım ve televiyon dahil herşeyle irtibatımı kopardığım bir yıl mı geçirecem! Olmaaz ya kabul etmiyorum:) 
              Her yeni yılda bir umut gelir bir mutluluk gelir bir acı gelir de insanlığın geri gelmez.Her yeni yılda insanlığımızı kaybetmeyelim diye dua etsek yeter! ! !

Dünyanın merhametine ölüm sessizliği gelmiş!..

              Dünyanın merhametine ölüm sessizliği gelmiş.Çıt çıkmıyor etraftan.Bir çocuk gülüşüne muhtaç gönüllerimiz var bizim.Bir sevgiye muhtaç insanlarımız var.Nerede o acısı dorukta olan duygularımız.Bazılarınki ile boy ölçüşebiliyor mu?
             Var olma savaşıdır özgürlük.Bir nefes almaya ihtiyacı olan ciğerler var.Tel örgülerle sarılmış yaralarının kapanmasını bekliyor çocuklar.Savaş varsa  bunu gören gözler var.Görüpte susan ağızlar var.Alkış tutulan sahnelerde eğlenceler dorukta.Buna sessiz kalan gönüller hala yaşamakta.Peki zülm kavramının içinde büyüyen çocuklar nerede...Yoksa öldüler mi? Soyadı 'hiç' olmuş, unutulmuş yüzler... Adalet bunun neresinde ?
             Haklı,haksız gözetmiyor artık yaşam.Yıllardır her milletten insana yapılan haksızlıklar bunun en güzel kanıtı oldu.Sessizliğe gömülmüş kalpler bunları görmez oldu.Meydanlara topun tüfeğin altında savaş devri bitti artık beyinlerde savaş başladı.Sende savaşın içinde misin ey insan ? Senide vururlar mı özgürlüğünden.Tamda dediğim bu işte.Özgürlük bazılarının kalbi olmuş eksikliğini hissettiği anda ölümü gerçekleşiyor.Sen hala yaşamın peşindemisin...
             İnsanlar yıllarca sessiz yaşıyor...
       


...


                           Ne mutlu çocuklardık…
                           Bir simidi paylaşır, 
                           bir sevdaya susardık…
                           Yürekliydik,
                           Samimiydik,
                           Çığlık çığlığa ağlar;
                           Dünyaya masum bakardık.
                           Sonra…
                           Gündönümünde bir an baktık
                           Azalmışız.. 
                           Satılmışız.. 
                           Yokmuşuz..

                                                       Murathan Mungan.



Bir Kitabı Ne Kadar Filmleştirebilirsin ?!


            Kitapların filmleştirilmesi şuan günümüzde oldukça popüler bir yer ediniyor.Fakat bunun iyi mi yoksa kötü mü  olduğunu bir türlü anlamış değilim.Her açıdan değerlenmek lazım bence.Bu düşüncede şu soruyu ortaya çıkarıyor.İzlemek mi yoksa okumak mı ?  Kültür olarak çokta okumayı sevmeyen bir millet olduğumuzu varsayarsak elbetteki bunun cevabı 'izlemek' olurdu ama okumanın verdiği zevki de yabana atmamak gerek.Çok beğendiğin bir filmin sahnesini ne kadar geriye alırsan al kitapta sana hissettirdiği heyecanı bulman zordur.Buda aradaki farkı anlaman için en basit yoldur.Ama bir yandan da ikisinin birbirini tamamlayan harika bir gücü olduğunu düşünüyorum.Tabi bu kişinin ne tarafa daha çok ağırlık verdiğiyle alakalı. 

            Günümüzde dizilerin hemen hemen çoğunun konusunun kitaplardan alındığını birçok insan bilmiyor bile.Çünkü o kitapları hiç duymamış hatta okumamışlar.Duymuş olsa da istememişler.Ama dizide görünce beğeniyorlar demek ki kitabı beğenmeme korkusu değil , onları diziye yönlendiren görme arzusu.Hayalleri, güzel düşünceleri o an görme isteğimizden doğuyor bu sevgi.Kitapta okuyup geçtiğin yerin aynısını filmde görünce sanki o kahraman filmdekiymiş gibi geliyor insana.Mutlu oluyorsun, yaşanan olayları orada görmek hayallerinin canlandığını görmek kadar heyecan veriyor belkide.Mesela ben bir kitabı çok beğenirsem hemen filmi var mı diye araştırıyorum.Olduğunu görünce mutlaka izlemek istiyorum.Çünkü kafamda oluşturduğum o kahramanları, olayları, mekanı canlı halde görmek bana kitabın gerçekliğini kanıtlıyor.Aşk ve Gurur harika bir dünya klasiğidir.Filmini izlerken ''Ben burayı biliyorum böyle değildi sanki ! '' diyerek yorum yapma isteğimle karşı karşıya kaldım.Uğultulu Tepeler kitabını okumasaydım filmi karışık olduğundan dolayı anlayamazdım. Ben büyük bir zevkle izledim.Çünkü o olayları kitabını okurken canlandırmıştım.Daha saymakla bitmez bu örnekler.Tabi ilk önce filmi izleyip daha sonra kitabı almayı seven insanlarda var.Bir dönem Aşk-ı Memnu dizisinden sonra romanının satış rekoru kırmasını sağlayan insan gibi :) 
            Biz hayal kurmayı seven insanlarız.Kitaplar hayal dünyamızı genişlettiği için en güzel dostlardır.Filmlerde bunları canlandırır.Fakat elbetteki bir kitabın yerini alamazlar.Onlar bizlere hayallerimizi sunarlar bizde görme isteğimizi onlarda buluruz.Hissettirme işi yine kitaplara aittir...

50/50 KATİL:STEVE MOSBY

        Bir süredir blogumda ''şuan okuduğum kitap '' adı altında bulunan bu eseri bitirmenin ve burada paylaşmanın zevkini yaşıyorum.Her kitap okuduğumda böyle hissederim.Sonunda neler olacağını bilemeden heyecanla okuyorsan ve son cümleyi ısrarla görmek için sayfaları hızlı hızlı çeviriyorsan sende bendensin :)  Birileri evinde 'okunacak kitapları' şöyle bir sıraladığı halde yeni gördüğü kitabı da o sıraya dahil etmekten hiç vazgeçmiyordur eminim ki.Sonuç olarak  hiç bitmeyen ''okunacak kitaplarım '' sırası.
        Burada zaman zaman bende okunacak kitaplarımın bir listesini yazacağım ama şuanda bahsetmek için sabırsızlandığım bir STEVE MOSBY kitabı var.Bu kitabı bana anneciğim almıştı.Kapak resmi kadar konusuda etkilemişti ve hemen başladım okumaya.Okudukça daha da bir merak sarıyordu.İşlerin aslında hiçte göründüğü gibi olmadığını söyleyebilirm.Hatta kitabın sonlarında bazı şeyleri anladıkça arkadaşıma mesaj atıp ''resmen kandırıldık'' demeden alamadım kendimi :) O derece heyecanlıydı.Yazarın oyununa geldik :) Yazar olayı anlatırken seni içine çekip oradaymıssın gibi etkilenmeni sağlıyor.Gece karanlık ormanda geçen bir bölümü okurken sağıma soluma baktığımı farkettim :D
Kısacası şiddetle tavsiye edeceğim bir yapıt :)   KONUSU : Bir polisiye romanı.Ardı ardına vahşice bir şekilde işlenen cinayetler ve hepsinde de ortak olan sevgililerin öldürülmesi arkasındaki sırrı çözmeye çalışan polis ekibi ve vardığı sonuç inanılmaz.. Katil sen bile olabilirsin :D Genellikle bu konuda kitapları okuyanlar bilir kitaptaki en küçük karakterden bile şüpheleniyor insan.Katili önce ben bulacağım havasına mı giriyor nedir :)  Kitap okumanı zamanı...
        
       

Tarihin Nefesi:İSTANBUL..

         



              Bir şehir düşünün insansız,doğasız,tarihsiz birde İstanbul'u düşünün ışıl ışıl güneşiyle,tarifsiz doğasıyla,iki yakalı deniziyle,her çeşit insanıyla...Bir şeyi nasıl görmek istersek öyle görürüz.Bu hep böyle olmuştur ama sevmek istersek sevemeyeceğimiz bir şey yoktur.İstanbul'da sevmeyi bilenlerin şehridir.Güzelliklerini görebileni içine buyur eder..
            Onu anlamlı kılan nedir böyle? Taşıdığı ruh mudur?  ''Ben sende var oluyorum sen de bendesin diyebilmektir...Yazımdan da anlaşıldığı gibi ben bir İstanbul hayranıyım :) Her toprağını karış karış ezberlemek isterim.Dar sokakları,camileri,sarayları,her milletten insanlarıyla bir bütünse bende o bütünün içinde olmak isterim.Neden bu şehir? Çünkü eğer özgürlük sizin için anlamlıysa,baskılar altında olmadan ,belli fikirlerde sıkışmadan,bir toplumun dayattığı şekilde yaşamadan rahatça nefes alabildiğin her yer senin bu dünyadaki cennetindir.Dünya bu kadar pisliğe batmışken ben İstanbul'u sığınağım sayarım..
           Eğer gelipte Eminönün'de balık ekmek yemediyseniz,Ağa kapısın'da bir kahve içmediyseniz,Kız Kulesi'nde günü uğurlamadıysanız,Beyazıd'da yürümenin zevkine varmadıysanız ve tarihin hala nefes alabildiği yerleri görmediyseniz daha İstanbul'u da görmemişsiniz demektir.. Zülfü Livaneli boşuna dememiş ''Paris güzel bir salon, Londra güzel bir park, Berlin güzel bir kışla ama İstanbul güzel bir şehir.'' diye.Bir meşhur Çamlıca'mız vardır.Eski romanlarımıza konu olmuş,şarkılarda hayat bulmuş bir tepe..Lamartine bunun için harika bir söz söylemiştir.''Dünyaya son kere bakacaksın deseler, bu bakışı İstanbul’un Çamlıca’sından isterdim.'' Her semti iz bırakmış dünyaya.Her mevsim ayrı bir söz yazdırmış...Sonbaharda yaprakların Gülhane Parkı yollarında serilmiş olması,kışın taksimdeki karın kartpostallık halleri, ilkbaharda mis gibi Emirgan Korusunun laleleri,yazın ise denizin anlamlı salınışı...Erguvanları,her renk ağaçları...Denizin kenarında mütevazı şekilde duran yalıları candır.İstanbul'a hayat veren bunlardır.

               Bir devir ki burada büyüdü,hayat buldu ve bir devir ki burada batmayı bekliyor sessizce.Tarihin nefesi İstanbul...                                                                  
                                                                                                                


Serseri şair ruhum geçerlidir

Geçerlidir dayattığım her özlem
İstanbul'un bütün sokaklarında



Yorgun vapurlara, 
El sallayan. 
Martılarla türkü söyleyen, 
Mavi düşlerin adası. 
Mehtaplı gecelerin sırdaşı, 
Sevdalıların yoldaşı,
Güzel saçlı Kız kulesi.. 




Bosnada ki Özgürlüğün Adı:BİLGE KRAL

                                                                                     



 Bir lideri 19 Ekim günü tarihe kazıdık.Aliye İzzetbogoviç.Birçoğumuz adını duyduğu halde kim olduğunu pekbilmez.Kısaca bahsetmek isterim.Kendisi bir Boşnak Lideridir.Bilge yönünden dolayıda halk arasında "Bilge Kral" diye anılmıştır.İslam karşıtı insanların arasında büyümüş ama geleceğinde ne olacağından emin adımlarla hayatını yaşamış.16 yaşında arkadaşlarıyla "Müslüman Gençler Kulübü" nü kurmuş.Bu kulüp zamanla daha da büyüyerek aktivite kulübüne dönüşmüş.II. dünya savaşı yıllarında İslam karşıtlarının ilk hedefi İzzetbegoviç olmuştu.İslamcılık suçuyla hapse attırıldı.Bu senorya aslında çok tanıdık değil mi ? Birileri İslam düşmanı birileri de o düşmanların hedefi.Bunu yıllar görür ve unutmaz.Tarih sahnesinde defalarca yaşanmış ve halada yaşanıyor olan bir döngü.
             İzzetbegoviç savaş yıllarında bağımsızlığa kavuşan Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı iken halkını koruyabilmek için zekice politikalar yapıyordu.
            Ülkesinin Sırplar tarafından uğradığı soykırıma daha fazla katlanamayarak  o zamanlarda Bosna için yapabileceği en iyi şeyi yapmış olmanın sevinciyle Dayton anlaşmasını  imzaladı ve savaş sona erdi.
            Aliya, İslam dünyasındaki geriliğin sebebinin birilerinin iddia ettiği gibi İslam’dan kaynaklanmadığını tam aksine İslam’ın hayattan dışlanması olduğunu söylemektedir. Ve "Müslümanlardan İslam’a sığınırım" ifadesini kullanmaktadır.
             Allah böyle büyük liderler aracılığıyla İslamı nasıl koruduğunu gösteriyor. Göstermeye de devam ediyor.Mekanı cennet olsun....


" Bize yapılan soykırımı unutursak bunu bir daha yaşamaya mecburuz,size asla intikam peşinden koşun demiyorum ama yapılanları da asla unutmayın!  "




            

Fıstıklı Rulo Tatlı ..


MALZEMELER
1 yumurta
1 litre süt
1.5 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı nişasta
1 paket vanilya


SÜSLEMEK İÇİN;

Toz antep fıstığı
1 pa.krem şanti
Mevsim meyveleri

YAPILIŞI

Yumurta, süt, şeker ve nişastayı tencereye alıp iyice karıştırın. Muhallebi kıvamına gelinceye kadar tahta kaşıkla karıştırarak pişirin. Vanilyayı ekleyip tekrar karıştırın. Dikdörtgen cam kabı ıslatıp tabanına bol toz fıstık serpin. Sütlü tatlıyı cam kaba aktarın. 1-2 saat buzdolabında soğutun. Üzerine çırpılmış krem şanti sürüp 1 saat buzdolabında bekletin. İnce uzun dilimler halinde kesip rulo şeklinde sarın. Üzerini mevsim meyveleriyle süsleyip servis yapın. AFİYET OLSUN:) :)

Bir SİHİRBAZ filmi :)

Bir film paylaşmayalı baya olmuş.Uzun zaman önce izleyipte harika bir etki altında kaldığım bu filmin aslında birçok kişi tarafından duyulmadığını farkettim.Hep olur ya sen biliyorsan başkalarınında bildiğini sanırsın falan işte öyle bişey olmuştu banada :) Filme gelecek olursak işte karşınızda SİHİRBAZ filmi...




Film 2006 yapımı.Film farklı dünyalara ait olan şu gördüğünüz iki başrol oyuncusunun aşkıyla başlıyor. (sağda ve ortadaki).Bunlar aileleri yüzünden ayrılmak zorunda kalırlar.Çocuk o diyarları terk eder ve 15 yıl sonra bir illüzyonist olarak ülkesine geri döner.Tabi sevdiği kız başkasıyla nişanlanmak üzeredir.Olaylar sonra fena halde karışır ve her sihirbaz filmlerinde olduğu gibi bu filmde sonunda büyük bir şokla sizleri beklemektedir. Şahsen ben filmi bunca zaman geçmesine rağmen hiç unutmadım :) İYİ SEYİRLER..

Anılar önemlidir..


         Fotografların önemi yadsınamayacak kadar çoktur hayatımızda.Bunu evimdeki bir dolu albüme baktığım zaman anladım.Bazen zamanı durdurmak isteriz,bazende unutmak.İşte bir fotograf bir anıdır.Unutmak istersek yırtarız sanki herşey o anda pufff uçup gidecekmiş gibi sanki hiç yaşanmamış bir an gibi..
        Yıllar ellerimde.Sayfaları teker teker açtıkça anılar gözümde canlanıyor.O an keşke filmlerdeki gibi şuracığa yansısa da izlesem diyor insan :) Birgün gezideyiz, ertesi gün başka biyerde herşey harika gidiyor ama buda bitecek o zaman napıyoruz ''makinayı getirinde anı ölümsüzleştirelim'' diyoruz :) İşte bu kadar... Zaman dursun bir eğlencemize devam edelim.Sonra bir dost meclisindesin, ailenle yemektesin,kardeşlerinle berabersin, bir daha kim billir ne zaman göreceğin yerlerdesin, küçüklük, gençlik, yaşlılık derken oturmuş evinde sakin bir hayat yaşarken açıp hayatındaki yaşanmışlıklara bakıp iç geçirirsin.Yani öyle basit iş değildir fotograflarda kalmak ! Zaman durdurma makinası ile karşı karşıyasın arkadaşım :) Her anın kayda almaya değer bir gerekçesi vardır :)

DÖNDE BAK AYNAYA SEN KİMSİN ?

Adaletsizlik buram buram kokuyor yine.İnsanlığımızı yavaştan sarıyor.Varlığımızı bir kez daha sorgulatıyor bize.Ve Sen! Adalet kavramına bürünmüş varlık,senin hangi yanın saf hangi yanın deli.Hangi yanın haklı hangisi haksız?  Belli mi?
           Ağzın,dilin susmuş kalbin konuşuyor! Eyy dili lal olmuş küçük insan senin nerende adalet gizli.?!!

Sen ki ayeti ^^ yık,geç ^^ derken medeniyetin mi  söyletiyor bunu.Yolda nefretle bakan gözlerin ruhunda birikmiş pislikleri kime kusuyor böyle.Nefsinin esiri olup gidiyorsun.Halbuki ikimizde bir emrin eseriyiz.Bunu unutuyorsun! O ''ol'' der oluruz.Sen hangi farktan söz ediyorsun.Hangi kuraldan hangi medeniyetten bahsediyorsun.Bir örnek abidemisin ki beni eğitmeye yelteniyorsun!!
          Benim başımdakiyle sen gözlerini bağlamış ^kör ebe^ oynuyorsun.Adaletin ruhuna kötülük karıştıran küçük insan dönde bak aynaya sen kimsin ? 

biraz huzur....


               Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
                   Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır

               Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
                    Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır

BAKIM ZAMANI :)

Kızlar için bakım mühim! Ama farkında olmadan cildimize zarar verdiğimizde doğru.Mesela kirpiklerim uzun gözüksün diye şu kirpik kıvırtıcı makina o kadar fena bişeyki  kirpiklerinizi çekip kopartıyor.Çok daha basit ve kalıcı bir yol aradım.Bizzat araştırıpta bulduğum bir yöntemi sizlerede  tavsiye edicem :) 
                     1 ÇAY KAŞIĞI ŞEFTALİ YAĞI
                      1 ÇAY KAŞIĞI HİNT YAĞI
 İşte bu kadar bunları karıştırıp sürüyoruz.Haftada iki kez uyguluyoruz.Hadi kolay gele :)

MİS GİBİ İÇECEK :) ^^NANELİ LİMON ŞERBETİ^^

Adından ve tadından çokça söz ettirecek olan NANELİ  LİMON  ŞERBETİ :) Bu  şerbeti  II.Abdülhamit  pek  severmiş :) 
                   
            MALZEMELER 4 adet limon
                                            5,6 dal taze nane
                                           1,5 su bardağı şeker
                                               3su bar. su
                                  1/2 kahvefincanı çam fıstığı

           HAZIRLANIŞI:2 limon kabuklarıyla,iki limonda kabuksuz olarak küp küp doğrandıktan sonra  bir bardakla ölçülür çünkü onları bir kaba aldıktan sonra üzerinede ölçtüğün limon kadar şeker ilave ediceksin.Şeker ile limon birlikte iki saat beklerler.Bekledikten sonra iyice yoğurulur.İnce bir tülbente konan yoğrulmuş karışımın ağzı bağlanır.Suyun içine bırakılır.Bir gece bekletildikten sonra sabah kese suyun içinden alınır.Kalan şeker ilave edilip,eritilir.Taze nane yaprakları eklenen şerbet yeniden dolaba kaldırılır.Artık servise hazır :) Servis ederken çam fıstıkları hafif kavrulur ve her bardağa birkaç tane ilave edilir. Afiyet olsun :) :)

EN GÜZEL HİNT YAPIMI FİLMLERİM :)

JODHAA AKBAR

En güzel hint filmleri deyince aklıma ilk gelen bu filmdi .Bir hint filminden beklenecek başarı ve kaliteye sahip olan bu film , 16. yüzyılda geçen büyüleyici bir aşk masalını konu alıyor... Moğol İmparatoru Celaleddin Muhammed Akbar ve Hindu Rajput prensesi Jodhaa… İki krallığın ittifakı için yapılan zorlama bir evlilikten gerçek bir aşk doğuyor.Gerisini izleyin ve görün derim :)


GHAJİNİ

Gelelim güzel bir Aamir Khan filmine.Zaten bu yayınımızda bol bol bu oyuncunun filmleri olacak:) Konusu kısaca şöyle;Başrolümüzün nişanlısının öldürülmesi üzerine katilin peşine düşmesini konu alıyor.Ama bir sorun var ve filmi ilgi çekici yapanda bu bence.Adamın hafızası kayıp ve aklındaki tek şey katilin ismi oda GHAJİNİ:)

                                      3 İDİOT(3 AHMAK)

All izz well :) işte hiç unutulmayacak olan bir replik :D Filmin konusu ise ; Hindista'da bir mühendislik okulunda okuyan üç arkadaşın hayatını anlatıyor.Okul sistemini eleştiriyor.Komedi türünün en iyisi diyebiliriz.Yer yerde hüzünlendirdiği oluyor yani ;) Oldukça başarılı bir hint yapımıdır.Sadece bir filmden beklenilenin dışında hayata dair mükemmel dersler içerir.İyi seyırler:)

                                 (HER ÇOCUK ÖZELDİR)                               Mükemmel  bir Hint filmi daha. Konusu, oyuncuları çook güzel.
Harfleri ,sayıları algılama problemi yaşayan bir çocuğun çevresi ve ailesi tarafından tembel gerizekalı muamelesi görmesi ve çalışmayı öğrenebilmesi için gönderildiği yatılı okulda resim öğretmeni ile değişen hayatı ve başarısını anlatan bir film.Her eğitimcinin izlemesi gerekir bence.

FANAA

Yaklaşık dört afiştir Aamirin filmlerini tanıtıyorum yaa bende farkettim ama napim en güzel   yapımlara bu insan imza atmış :) Bu filmde hiç şüphesiz ki izlenmesi gereken romantik dram yapımı.
Zooni, kör kızdır. Birgün tur rehberi Rehanla karşılaşır ve ona aşık olur. Gözlerinden ameliyat olduğu sırada Rehanı kaybeder. Rehan’ın ölüm haberini alır.Sonra yaşadığı şeyler dünyasını değiştirecek türdendir .Çok harika bir ikili olmuşlar :D (Teyzemle izlerken sonunda söylediği şey filme noktayı koyar nitelikteydi.^İki ayrı film izledim gibi oldu^ :)

                                  (BENİM ADIM KHAN )

Harika bir hint filmi daha.Başrolü bir Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık Otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül saldırılarından sonra müslümanların dünyada terörist diye tanınması ve filmde buna karşı verilen mücadele anlatılıyor.izlemeniz şiddetle tavsiye edelir :)

BLACK(SİYAH)

İşte benim favori filmim.Çok eskiden izlediğim ve her gördüğüme şiddetli tavsiyede bulunduğum bu filmin şimdilerde birde Türk versiyonu çekiliyormuş.Bakalım aynı oyunculuğu ve duyguyu yakalayabilecekler mi.Ama bunun yeri hep ayrı olacak orası kesin.Gelelim konusuna;doğuştan kör ve sağır bir kızın yaşamını konu alıyor.Hayatı boyunca eğitilmeyip kaderine terkedilmiş bu kız çocuğu , öğretmeni tarafından hayatının ilk kelimesini ağzından dökebiliyor.Müthiş bir azim ve iradenin öyküsü. Çok harika bir hint/amerika yapımı :)


                                          VEER ZAARA

Çok harika yapımlardan bir tanesi daha burada yerini aldı.Yahu bu Koreliler ve Hintliler neden bu kadar damar takılıyor :)  Yine çok duygusal aşk hikayesi.İzlemeniz şiddetle tavsiye edilir :)
GUZAARİSH

Öncelikle bu filmi çok övmiyecem çünkü abartılacak güzellikte değil ama konusu ilginç ve tabiki oynayan oyuncular iyi :) Ethan çok başarılı bir sihirbazdır. Bir gösteri sırasında fena bir kaza geçirerek felç olmuştur.Hayatı boyunca çekeceği bu hastalığı aşkın sayesinde yenebilecek mi işte bunu konu alıyor.:)

BARFİ:AŞKIN DİLE İHTİYACI YOKTUR

Eğlenceli bir hint filmi izlemek isteyenlere Barfii ile karşınızdayım :) Çok şeker yaa gerçekten bunu bana tavsiye eden arkadaşımın sesine kulak verdim ve pişman olmadım.Barfi hem işitme hemde konuşma özürlü bir gençtir. Shuriti adında genç bir kıza aşıktır Fakat Shuritinin ailesi onun normal bir erkekle evlenip iyi bir mutlu hayat kurmasından yanadır. Barfi bu umutsuz aşkdan yorulmuş yepyeni bir hayata başlamıştır. Bu arada Jhilmil adında yeni bir sevgilisi de olmuştur. Fakat polis tarafından da aranmaktadır tam bu dönemde tekrar karşısına çıkan Shuriti bütün dengelerini alt üst etmiştir. Artık Barfi bir seçim yapmak zorundadır.

KEKLERİN ŞAHI BROWNİE :)


MALZEMELER: 2 su bardağı toz şeker 1 su bardağı sıvı yağ 1 su bardağı süt 1 paket vanilya 1 paket kakao (25 gr) 3 yumurta 1 paket kabartma tozu Alabildiğince un
ÜZERİ İÇİN:benmari usulü eritilmiş çikolata
YAPILIŞI: Süt, şeker sıvı yağ, vanilya ve kakaoyu bir kapta şekerler eriyinceye kadar çırpın. Bu karışımdan 1 su bardağı ayırın. Kalan karışıma yumurtaları kırıp çırpın. Daha sonra ise kabartma tozu ve göz kararı unu da ekleyip iyice çırpın. Hazırladığınız kek hamurunu yağlanmış fırın tepsisine döküp, fırına verin. Kekin düzgün bir şekilde piştiğini kontrol edebilmek için kürdandan yardım alın. kürdan temiz bir şekilde çıkarsa kekiniz pişmiş demektir. Piştikten sonra ise kekin soğumasını bekleyin ve dilimleyerek üzerine sosunu dökün.Üzerine benmari usulü erittiğiniz çikolatayla servis yapınız. Not: Eğer kekinizin bol soslu olmasını istiyorsanız sosa biraz daha süt ve kakao ekleyebiliriz.AFİYET OLSUN:) :) :)


Benim En Güzel 10 Asya Filmim :)


HATIRLANACAK BİR ANI

      Listemin ilk sırasına dramada çığır açmış bu filmle başmadım.Bir çoğunuzun bildiği gibi Türk versiyonuda çıkmıştı ama bu filmi izleyenlere o çok basit gelmiştir.Amaan Türk işi iyidir ya :D Konusu,duygusu,mesajlarıyla hiç uğraştırmadan duygusal insanı hemen ağlatmayı başarıyor.Adamın cool tavırları ,kızın şirin halleri,yoğun aşk kokusu,oyunculuklar hepsi bütünleyici unsur olmuş. Hatta '' hissiz adam diye söylendikten sonra  ''ayy ne kadar romantik ''adam diye bitireceğiniz bir filmdir kendisi :)Tamam spoiler vermiyorum sustum :)  İyi seyirler..

                                                                KURT ÇOCUK

 Bu nasıl bir filmdi demeden geçemiycem.Gerçekten çoook beğendim.Favorimdir.Bir filmden ne bekleriz ne almak isteriz o isteğimize kalmış ama drama ve fantastik bir hava sevenler için harika bir seçim :) Hatta fantastik sevmeyen için bile harika olabilir.Bir günde iki kere izledim pişman  değilim :D

 



ONLY YOU ALWAYS

Yine damara bağlatan bir film daha. Buda izleyip çok beğendiğim sürükleyici ,romantik ve duygusal bir filmdi.Serkeş bir hayat süren,dövüşlere katılan, hayattan beklentisi kalmamış ve karanlık geçmişine bağımlı yaşayan bir adamla , gözleri görmeyen fakat yaşama sevinciyle dolu olan  bir kızın romantik ama bir o kadarda güzel hikayesini anlatılıyor.

                                           

DAİSY (PAPATYA)
Çok beğenerek izlediğim bu filmi en çokta hissettirdiği duygu yüzünden sevdim sanırım.Fakat biraz durgun ilerliyor.Aslında bana pek sıkıcı gelmemişti ama herkes göre durum değişebilir.Koreliler bu kadar duygusal değil  filmleri neden damar demeden geçemiyciğim.Ama iki oyuncuyuda seviyorum ve oyunculuklarına diyecek yok cidden çok başarılıydı :)

A MİLLİONAİRE'S FİRST LOVE(MİLYONERİN İLK AŞKI)

  Dram,romantik bir filmle daha listeme devam ediyorum.Bu film biraz sabır gerektiriyor ama ortalarında başlıyor asıl olaylar.Bence izleyin ve harika bir film daha katın koleksiyonunuza. Zaten şuana kadar anlattığım filmler hep Asya film severlerin izlediği ve bir numaralı filmlerdir.



MORE THAN BLUE (HÜZÜNDEN ÖTE)

Bir fedakarlık içeren aşk filmi daha.Buraya yazdığım diğer filmler gibi buda asla zaman kaybı değil oldukça etkileyici bir film hatta sıkmadan izletiyor kendini.Tabi çok dikkatli izlemek gerekiyor.Her karenin sonunda ayrı bir anlamı çıkıyor :)





FİRST TİME (İLK KEZ)

Sonunda hadi canım dedirticek bir film daha listemde yerini aldı.Bunun hakkında söylenecek en güzel şey ^izle de gör sürpriz^ demek olurdu ama sende haklısın yorumlar önemli :) Filmin Amerikan versiyonu da çekildi ama bunun kadar duygulu değildi.Adamlar yine yapmış yapacağını;) Çok eğlenceli,romantik ama hafif duygulu bir film.Diğerleri kadar çok damara bağlamıyor adamı. Konusu, görselliği, müzikleri ve oyuncuları itibariyle oldukça renkliydi :)


PAİN (ACI)

Bu filmde ne vardı hala anlamış değilim ama çok hoşuma gitmişti:) Hiç acı hissetmeyen bir adamla duygusal bir kızın hikayesi.Etkileyiciydi.Çokta romantiktiiii :)


200 POUNDS BEAUTY

Sonunda romantik komedi bir filme geldik :) Klasik bir konuya sahip olmasına rağmen çok keyifli şekilde işlenmiş.Eğlenceli film izlemek isteyenlere tavsiye edilir :)



DERSİMİZ AŞK

Son olarak bu güzel keyifli filmi sizlerle paylaşıyorum.Sonucuna çok şaşırdığım filmler arasında ilk sırayı alır kesinlikle.Zekice ve romantik bir film :)
Benim en güzel 10 Asya filmi sıralamam bu şekildeydi.Herkese İİ SEYİRLER :D

Bir İtalyan lezzeti PANNA COTTA :)


Şu sıcak günlerde en çok ihtiyacımız olan şey biraz su ve soğuk yiyecekler.Bende daha dün yapmış olduğum ve çok beğendiğim bu yaz tatlısını sizlerede öneririm.Bir İtalyan lezzeti olan bu tatlı toz halde marketlerimizin krema,puding satılan reyonlarında bulunuyor :) Ama ^^ben hazır yemem^^ diyenler içinde tarifini verebilirim :) Şimdiden afiyet olsun :)

ŞEKERLEMELİ PASTA :)


Bundan önce blogumda yayınladığım pastaya baya ilgi olduğunu gördüm ve meraklılar için bir tarifimi daha paylaşmak istedim :) Bu pasta bir yerden tanıdık gelebilir ama sadece resimlerde olduğu için malzemeleri ben vereceğim sizlere :)
MALZEMELER
100 g tereyağı 
4 yumurta
3/4 su bar.toz şeker
3 yemek kaşığı  kakao
1 su bar.un
yarım paket kabartma tozu 
İÇİ VE ÜZERİ İÇİN 
bir paket (beyaz) krem şanti ,bir paket pasta kreması(vanilyalı) ,(isteğe göre muz) ,bonibon şekerler 
HAZIRLANIŞI
Tereyağını eritin.soğuduktan sonra şekeri ekleyip mikser yardımıyla çırpın.Üzerine yumurtaları teker teker ekleyip çırpmaya devam edin.Son olarak unu,kabartma tozunu ve kakaoyu ekleyip çırpın.Yuvarlak kek kalıbınıza dökün önceden ısıtılmış 160 derece fırında 25-30 dk pişirin. Kekiniz pişerken iç ve dış malzemelerini hazırlayın.Kekiniz pişiyse alın ve ılınınca ortadan ikiye ayırın ve pasta kremasını içine sürün.Üst üste kapattıktan sonra en üstüne de krem şantiyi yayın.bonibonlarla istediğiniz şekilde süsleyin işte bu kadar:)

CANAN TAN'IN EN İYİLERİ..


          Aynı yazarın birbirinden güzel beş kitabını aynı yazıda değerlendirmesek olmazdı :) Çünkü hepside alıngan kişilikte kitaplar , yani o kadar gerçek :) Hepsinde de sürükleyici konular işlenmiş,insanı etkisi altına alacak bir olay örgüsü var.Sonlara doğru ^keşke bitmese,biraz daha yavaş okuyayım^ dediğinizi bile farkedersiniz artık. Muhtemelen birşeyi daha farkedersiniz ki oda hepsinin aynı tarz olması. Konu olarak farklılık gösterir ama bence geçişler falan aynı. Ayrıca yazarın baş kahraman olarak kendini yansıttığı görebilirsiniz.Tabi yazarın hayatını biraz bilirseniz. Kısacası arkadaşlar eğer bir kitabı iki günde bitirmeye karar verdiyseniz bu kitaplardan biri başlangıç olabilir.Lisede herkesin ağlayarak okuduğu kitaplar serisine bir göz atın derim :)

pratik bilgim 2 :)

Sıcaklarla beraber nemli havalarda geldi çattı.Örtülü olan arkadaşlarım için ^Başörtümün önü düşecek^ korkusu başladı bile :) Bunun için çok pratik bir bilgi paylaşmak istedim.Bildiğimiz saç spreylerinden alıyorsun eşarbının önünü ayarlayıp ters çevirdikten sonra açıp sıkıyorsun ve sonuç perfect :D Bizzat denendi görüldü :) NOT: Biraz havadan sıkmanız da fayda var:)

Ayak şişlikleri için kısa bir çözüm :)

Akşam eve geldiğinizde bütün günün yorgunluğunu o ayaklar çekmişse eğer rahatlatmayı da hakketmiş demektir :) Nasıl mı ? Bir kaç tutam taze yada kuru naneyi yarım kova sıcak suya atın.Suyun ılınmasını bekleyin.Ayaklarınızı  20 dk beklettikten sonra rahatladığını hissedeceksiniz :)

İNCİR KUŞLARI / SİNAN AKYÜZ



       İNCİR KUŞLARI kitabı tarihin karanlık sayfalarından birine açılıyor.Eğer bazı gerçekleri bilerek yaşamak ağır gelmeyecekse herkesin okumasını tavsiye ederim.Sizi baştan aşağı saracaktır kesinlikle.Okudukça başka bir dünyaya açılırsınız onunla.Hiç bilmediğiniz bir dünyadır bu.Hatta içinde olduğunuz halde görmediğiniz bir dünya.
            Saraybosna savaşının bir topluma ,bir aileye,bir bireye neler yaşattığını bütün detaylarıyla anlatılmış halini bulacaksınız. Savaşı bir tarihçi gözüyle değil bu sefer bir genç kızın gözüyle görüyoruz. Betimlemeler oldukça başarılı.Yazarın dili sade üslubu da akıcı.

bir başlangıç :)

Blogumu açmanın verdiği heyecanla parmaklarım tuşlarda gezinmeye başladı.Ne yazacağımı düşünürken birden durdum.Benim amacım neydi? Blogu neden açtım.bu sorular kafamda döndü.Kendim olmalıydım.ne hissediyorsam onu yazmalıydım .Çünkü ancak o zaman samimi olurdum.
               Bazen bir şehir görmek isteriz ama nereleri gezeceğinizi bilmediğimiz için araştırmalara girişiriz.bazen bir film izlemek isteriz ama saatlerimiz ne izlesem le geçer. Bir gün kafamız eser mutfağa girmek isteriz bu seferde elimiz tarif defterlerine gider.bütün istediklerimizi bir arada bulmak tabi ki kolayca bulmak hoş olsa gerek dedim ve bir başlangıç yaptım :)


up